DİYEBİLSEYDİM

 

Anladım diyemem ki ! Suçluyum.
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi.

Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle

Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben biterdim.

En kötüsü beni koyup gitmendi
O, öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz.

Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi?
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

                       

                             

   

            HATIRLAMA

 

 

 Ne zaman elime bir kalem alsam 
Sana seslenmek geliyor içimden 
Güzelliğini hatırlıyorum bir yaz günü 
Yine gemiler geçiyor uzaklardan 
Biz yosun kokulu rıhtımlarda el ele 
Şehirlerden İstanbul, aylardan temmuz 

Ne zaman elime bir kalem alsam 
Geçmişi seninle yeniden yaşıyoruz 
Ne zaman elime bir kitap alsam 
Hep seni okuyorum inanır mısın 
istiyorum seni anlatmalı bütün romanlar 
Sevilen kadın hep sen olmalısın. 

Ne zaman elime bir kibrit alsam 
Yine İstanbul'u yakmak geçiyor aklımdan 
Bu sensiz sokakları, bu evleri 
Bu plajları bu denizleri
Sensiz kaldığım bu şehri tüm yakasım geliyor 
Yine alev alev bir istanbul düşünüyorum 
Ve çaresiz yaktığım bütün sigaraların
Dumanlarında seni görüyorum.

Ne zaman elime bir fırça alsam
Yüzünü çiziyorum kapılara, duvarlara
Bir bir hatırlıyorum bütün hatlarını 
Gözlerini dudaklarını saçlarını 
Baktığım her yere gölgen düşüyor 
Dokunduğum her şeyde senin sıcaklığın
Sonra dağlar, denizler giriyor aramıza 
Gitgide büyüyor uzaklığın 
Ne zaman elime bir kadeh alsam 

Delicesine sarhoş olmak istiyorum 
İçkiler seni hatırlatıyor yine 
Kırıyorum birbiri ardınca kadehleri 
Artık hiç bir şey kâr etmez biliyorum 
Ne dost, ne içki, ne aşk, ne kadın 
Gözlerimde yıllardır eşsiz olan 
Değişmeyen bir sen varsın

Ne zaman elime bir ayna alsam 
Gözlerimden korkuyorum, bakışlarımdan 
Bu seni unutamayan benden korkuyorum 
Uçurum çizgiler, kara gölgeler 
Bir sonun belirtileri yüzümde yer yer 
Karşımdaki yüz sefil bir akşam 
Hep sana sesleniyorum duyuyor musun 
Ne zaman elime bir kağıt alsam.

 

 

 Ümit YAŞAR OĞUZCAN 

 

 

 

 

 

                                              

SENİ ARIYORUM

 

Şimdi bir an dönerek gerilere, hani
Bir zamanlar beni ölesiye yaşatan
Ellerimi bırakıp, sevecen ellerini
Çevremi sımsıcak bir sevgiyle kuşatan
Seni arıyorum.

Bir deniz hıçkırıyor ta içimde, dinle
Giderek yalçın kayalar, kumlar eriyor
Şimdi baş başayım bir kıyıda kendimle
Ve bende var ettiğin o ben, can veriyor
Seni arıyorum.

Gülerdin bir zamanlar güneş batmazdı
Baştanbaşa bir gül bahçesiydi ortalık
Renkler ya mavi, ya pembe, ya beyazdı
Oysa şimdi ne yana baksam karanlık
Seni arıyorum.

Varsın ama yoksun. yanımdasın, değilsin
Gözlerim boşuna deliyor geceleri
Tek seni bir kez daha görebilmek için
Daldırıp ellerimi benden içeri
Seni arıyorum.

Ellerim içimde bir kan golüne batıyor
Bağırıyorum kimseler duymuyor sesimi.
Dişlerim hırsla dudaklarımı kanatıyor
Ve senden uzakta verirken son nefesimi
Seni arıyorum.

Bu son aldanışım, son yıkılışım olacak
Gelsen de boş artık gelmesen de, ben yokum
Yine de son bir ümit kırıntısıyla, bak
O, her şeyi yitirdiğim anda bulduğum
Seni arıyorum.


              

BEYAZ GÜLLER AĞLAR İÇİMDE


Ne zaman ayrılık saati gelse 
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman,
Seni çağıran sesi uzaklardan...

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliği anlatır gibi
Birden degişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün

Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe 
Sadece uğultusu o rüzgârın
Ve bir umut kırıntısı: Belki yarın.

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir firtına çıkmışcasına, büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım...


BEYAZ GÜL

Seni arıyorum kalabalık caddelerde, 
Tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun... 
Perişan hayallerimin başladığı yerde, 
Sana sesleniyorum, duyuyor musun?

Beyaz güller açtı bahçelerde, sevdiğin... 
Ya o karanfil... Baygın kokulu çiçek. 
Gel, yalnızlık bahçeme beyazlar giyin, 
Anladım ki, bu ömür sensiz geçmeyecek.

Odamı süsleyen ellerini uzat, 
Hazzından dile gelsin bastığın halı.. 
Açılsın sevincinden perdeler kat kat... 
Işık ve ateş senin için yanmalı...

Sonra çevir düğmesini, radyonun 
Sevdiğin musiki dolsun odama, 
Dinle şarkısını büyük koronun, 
Beni düşün! beni düşün, ağlama...

İçimden bir ses diyor ki; sabret.. 
Sonu gelecek bu yalnızlığın.
Bütün aynalar gülecek elbet, 
Açılacak kapılar ansızın..

Yalnız sen varsın beyaz gülüm, 
Evde, bahçede ve sokakta, 
Bir eylül akşamı gördüğüm , 
O, beyaz hayalsin uzakta..

Yakınsın; yalnızlık kadar, 
Uzaksın; yakınmış gibi, 
Sensiz yaşadığım yıllar 
Bu kadar güzel değildi.

Yeter... Gel artık yeter... 
Karanfiller açtı gel !! 
Kış bahçesinde güller, 
Beyaz güller açtı gel...